KAYIP   Filiz Bilgin

Murat Kalfa, köylüsü bir kıza sevdalıydı. Uzun süre için için sevmişti. Yaptıkları her alyansa imrenerek bakar, boynunu bükerdi. Veya bu sevdayı bildiğinden Şükrü Usta’ya öyle gelirdi. Kalfa’sını yüreklendirmek ister “Git söyle sevdiğini artık kıza, söyle de sizin de yüzüklerinizi yapayım,” derdi. Murat Kalfa da her seferinde Usta’sının kendi için özel bir çift alyans yapacağına utangaçlıkla sevinirdi. Sonunda gayrete gelip kıza açılmıştı ama kızın ‘Olur,’ demesi için de çok uğraşması gerekmişti. İstemeye gideceklerini söylediğinde Şükrü Usta verdiği sözü tuttu. Murat Kalfa’nın gözlerindeki pırıltıya yaraşır bir çift alyans yaptı. Gerçekten de güzel bir tasarım ortaya çıkmıştı. Başkasına yapsa iyi para ederdi ama senelerdir yanında çalışan Kalfa’sına hastı o yüzükler.Murat Kalfa, köylüsü bir kıza sevdalıydı. Uzun süre için için sevmişti. Yaptıkları her alyansa imrenerek bakar, boynunu bükerdi. Veya bu sevdayı bildiğinden Şükrü Usta’ya öyle gelirdi. Kalfa’sını yüreklendirmek ister “Git söyle sevdiğini artık kıza, söyle de sizin de yüzüklerinizi yapayım,” derdi. Murat Kalfa da her seferinde Usta’sının kendi için özel bir çift alyans yapacağına utangaçlıkla sevinirdi. Sonunda gayrete gelip kıza açılmıştı ama kızın ‘Olur,’ demesi için de çok uğraşması gerekmişti. İstemeye gideceklerini söylediğinde Şükrü Usta verdiği sözü tuttu. Murat Kalfa’nın gözlerindeki pırıltıya yaraşır bir çift alyans yaptı. Gerçekten de güzel bir tasarım ortaya çıkmıştı. Başkasına yapsa iyi para ederdi ama senelerdir yanında çalışan Kalfa’sına hastı o yüzükler....

“İyi Düşün, Sadece Bir Hakkın Var.”    Filiz Bilgin

Ebeveyn, çocuğun almak istediği kitap için İyi Düşün, Sadece Bir Hakkın Var.” Diyordu. Fuarda binlerce kitabın olduğu düşünülürse bir taneye nasıl karar verilebilir ki? Öte yandan her gördüğünü alıp sonra da okumayıp veya okuyamayıp ama aldığı için okuması gerektiği baskısı geldi aklıma. Buradan da kitap almanın daha doğrusu okuyacağı kitabı seçmenin emek isteyen bir süreç olduğu. Kitapları bir arada görerek değerlendirme, karşılaştırma olanağı okur için kolaylık. Ancak bu etkinliklerin senede bir kez yapılması okurun kitabı tanıması açısından eksiklik. Bu eksikliği, erişim imkânı basılı yayınlara göre çok daha kolay olan dijital yayınlarla doldurmak mümkün.. Bu cümle Ankara Kitap Fuarı’nda karşıma çıktı. Ebeveyn, çocuğun almak istediği kitap için son uyarısını yapıyordu. Fuarda binlerce kitabın olduğu düşünülürse bir taneye nasıl karar verilebilir ki? Öte yandan her gördüğünü alıp sonra da okumayıp veya okuyamayıp ama aldığı için okuması gerektiği baskısı geldi aklıma. Buradan da kitap almanın daha doğrusu okuyacağı kitabı seçmenin emek isteyen bir süreç olduğu. Kitapları bir arada görerek değerlendirme, karşılaştırma olanağı okur için kolaylık. Ancak bu etkinliklerin senede bir kez yapılması okurun kitabı tanıması açısından eksiklik. Bu eksikliği, erişim imkânı basılı yayınlara göre çok daha kolay olan dijital yayınlarla doldurmak mümkün...

Fadime Uslu ile Söyleşi   Filiz Bilgin

Filiz Bilgin:Öykülerinizde okuru gündelik hayattan uzaklaştırarak metnin dünyasına yaklaştırmak için titizlikle atmosfer yarattığınız  gözlenmekte. Sözcüklerle atmosfer yaratmak için betimleme , mekan, diyalog ve ritim gibi anlatım araçlarını ustalıkla kullanıyorsunuz. Bunların yanı sıra ilk kitabınızdaki “Büyük Kızlar Ağlamaz”  şarkısı veya son kitabınızdaki “Kör Olası Çöpçüler” şarkısı gibi öykülerinizde şarkılara yer vermenizin nedenini  atmosfer yaratmanın yanında sanatın dallarının birbirleriyle olan ilişkisinde arayabilir miyiz? Elbette arayabiliriz. Sanatı bir bütün olarak duyumsuyorum çünkü. Sanat bizden gündelik hayatın telaşını -kaygılarını dışarıda bırakmamızı beklerken bize tam da hayatın içinde olmamız için alanlar açar.  Yaşamı anlayabilmek için yaşamın biraz dışına çıkmak gibi bir şey bu. Sonuçta sanat, üreten ve onu alımlayan kişilere yepyeni yaşantılar, deneyimler kazandırmaya çalışır, bu sırada birbiriyle sımsıkı ilişki içinde olduğu dallarıyla dayanışmaya girer.  Öykü yaşamdır, yaşamaktır çünkü.iliz Bilgin:Öykülerinizde okuru gündelik hayattan uzaklaştırarak metnin dünyasına yaklaştırmak için titizlikle atmosfer yarattığınız  gözlenmekte. Sözcüklerle atmosfer yaratmak için betimleme , mekan, diyalog ve ritim gibi anlatım araçlarını ustalıkla kullanıyorsunuz. Bunların yanı sıra ilk kitabınızdaki “Büyük Kızlar Ağlamaz”  şarkısı veya son kitabınızdaki “Kör Olası Çöpçüler” şarkısı gibi öykülerinizde şarkılara yer vermenizin nedenini  atmosfer yaratmanın yanında sanatın dallarının birbirleriyle olan ilişkisinde arayabilir miyiz? Elbette arayabiliriz. Sanatı bir bütün olarak duyumsuyorum çünkü. Sanat bizden gündelik hayatın telaşını -kaygılarını dışarıda bırakmamızı beklerken bize tam da hayatın içinde olmamız için alanlar açar.  Yaşamı anlayabilmek için yaşamın biraz dışına çıkmak gibi bir şey bu. Sonuçta sanat, üreten ve onu alımlayan kişilere yepyeni yaşantılar, deneyimler kazandırmaya çalışır, bu sırada birbiriyle sımsıkı ilişki içinde olduğu dallarıyla dayanışmaya girer.  Öykü yaşamdır, yaşamaktır çünkü....

Copyrights © 2019 - 2020 Assos bilişim

Bulut yazar dergisi