Fc yazardergisi

”Yazı,evrene iz…”

MART-NİSAN.

ERENDÜZ ATASÜ DOSYASI

Yazarlar

MAYIS-HAZİRAN.

CEMİL KAVUKÇU DOSYASI

Cemil Kavukçu Dosyası

KASIM-ARALIK.

FADİME USLU DOSYASI

FADİME USLU DOSYASI

EYLÜL-EKİM.

ŞULE ŞAHİN DOSYASI

kapak

EYLÜL-EKİM.

ŞULE ŞAHİN DOSYASI

kapak

EYLÜL-EKİM.

Çocukluğa İnmek

“Kol kırılır yen içinde kalır”larla büyüyen, “Erkektir yapar.” “Kadın dediğin susar.” “Çok canlar yakacak.”larla beslenen çocuklar susuyor, kaçıyor, öldürüyor ve şiddet göreni hatta öldürüleni suçluyor. Psikolojik baskılarla büyütülen çocuklar; daha küçük yaşlarda ruhlarına, benliklerine ekilen tohumları sosyal statüsünden bağımsız olarak, çoğu zaman farkına bile varmadan kendi çocuklarının ruhlarına işliyorlar.

EYLÜL-EKİM.

Şule İzgi Şahin Özgeçmiş

Şule İzgi Şahin ODTÜ Psikoloji Bölümü mezunudur. Ankara Numune Hastanesi Psikiyatri Bölümünde Psikolog olarak başladığı mesleki yaşamına, IK, Eğitim ve Finans sektöründeki çalışmalarıyla devam etmiş ve uzun yıllar yöneticilik yapmıştır. Türk Psikologlar Derneği Genel Müdürlüğü ...

EYLÜL-EKİM.

Şule Şahin'le Söyleşi

Edebiyata ve okumaya olan ilgim ilkokul 2. Sınıfta ayağımın kırılması nedeniyle bütün bir yazı ayağım alçıda geçirirken başladı. Yaz sonunda ayağım iyileştiğinde...

EYLÜL-EKİM.

“Kopan Bir İpe Sımsıkı Bir Düğüm Atarsanız İpin En Sağlam Yeri Artık Bu Düğümdür. Ancak İpe Her Dokunuşunuzda Canınızı Acıtan Tek Nokta Yine O Düğüm Olacaktır”

Kopmuş İp, Şule Şahin’in ‘Psikolojik Kadın Polisiyeleri’ dizisinin ilk kitabı. Kitapta yazar, kendi uzmanlık alanı olan psikolojinin bağlamlarıyla, gerek kadın erkek ilişkilerindeki sorunların temelini; gerekse bu sorunların çözümüne yönelik dinamikleri rahat okunur bir dille okuyucuya aktarmış.

EYLÜL-EKİM.

“Her acı geçer, kalan; unutmamakta direndiğimiz anılardır.”

“Kocama Tuzak Kurdum” romanı öncelikle bir kadın romanı. Kültürlü bir aileden gelmesine, çekici bir kadın ve iş sahibi olmasına rağmen kocasının “hiçbir şeyden anlamayan kafasız kadın” muamelesi yaparak psikolojik şiddet uyguladığı Bahar, “Sahiden tükenmiştim fakat mevcut sosyal statümden, maddi rahatlığımdan ve evli bir kadın olmanın getirdiği yararlardan vazgeçmekten ve yeni bir hayatın getireceği zorluklardan korkuyordum.”

EYLÜL-EKİM.

KIRMIZI KADİFENİN SIRRI

Psikolog  ve yazar Şule Şahin’in “Psikolojik Kadın Polisiyesi” üçlemesinin üçüncü romanı olan Kırmızı Kadifenin Sırrı, adı gibi sırlarla dolu bir kitap. Romanın baş kahramanı olan Ömür henüz küçük bir çocukken babasının öldürülmesiyle başlayan bu sır...

EYLÜL-EKİM.

KATARSİS

“Romandrama;okuyucuyu romanın içindeki sahneye sokarak gerçek katarsise ulaştırma yöntemidir”

EYLÜL-EKİM.

ŞAİRLERİN DİLİYLE ANKARA’NIN TOPLUMSAL DEĞİŞİMİ

Cumhuriyet ile tarihin belki de en eski şehirlerinden birisi olan Ankara küllerinden doğmaya başlamış ve yeni bir anlayışın başkenti olarak mimari ve kültürel olarak inşa süreci başlamıştı.

EYLÜL-EKİM.

 İLK YEMEK

Benim için en zoru ilk yemekti’ dedi. Zihnimde son akşam yemeği tablosu canlandı. Sessizce dinlemeye devam ettim. Odaya girdiğimde ilk onu görmüştüm.

EYLÜL-EKİM.

CİĞER EKMEK

Dün işlerim çoktu. Herşeyi bitirdim neyse ki. Bugüne neredeyse bir şey kalmadı. Şu epostaları da gönderdim mi, bitti sayılır.

EYLÜL-EKİM.

GRAFFİTİ

“Trafik bugün çok yoğun Babacığım. Bak, bak adam gülüyor arabayı sollarken…”

EYLÜL-EKİM.

GÜNDÜZ GÜNDÜZ DOLUNAY

Babamın yattığı bakımevinin birbiri içine açılan dezenfektan kokulu dar koridorlarını geçip odasına varıyorum. Kapısını yavaşça araladığım odası ihtiyar nefesi kokuyor. Uyuyor. Suratındaki ifadeyi nasıl tarif etsem? Meymenetsiz!

EYLÜL-EKİM.

Bir Masalmış Aşk

KırıkKalplerLobisin’ de elimde şişeyle ağlarken görünce şaşırdınız! Sanki zehirli elma ile Yedi Cücelerin cenneti ormandan, cam tabuta kovulmam çok normaldi.

EYLÜL-EKİM.

BIÇAK SIRTI ÖYKÜLER (cimcik öyküler)

En çok sosyalizme inanıyordu, ona da tam değil, başka da değil. Sosyalizmin yer altı, dip köşe havalandı, ya siz bay kapitalizm? Rapor: Uzayda kaybolmuş astronot cesetleri adına!

EYLÜL-EKİM.

SEVÂNİH HÂLLER

-bütün bağlarımdan sıyrılıp, ben olunca sen oluyorum, sen oluncaya değin ben-

EYLÜL-EKİM.

İÇİ DOLU EŞOFMAN

Eşofmanla gez evde, ipleri kapüşondan iki yana sarksın

EYLÜL-EKİM.

Beni Ben Olduğum İçin Seven

Gözümdeki yaşa gönlümdeki sızıya ortak/ Aynı kelimelere hayat bulan şiirlerimin olduğu/ Bir sevgilim var artık

EYLÜL-EKİM.

YANIK GELİNLİK

Ben Anadolu, Ben Kibele, yediveren güllü bakire, insanoğlu beni yok etme, terk etme ölüme

EYLÜL-EKİM.

Adsız Ozanlar Kenti

Adsız ve atsızdılar. Ünsüzdüler. Tabi ki ünsüzdüler, adsızdılar çünkü ve ünlerini taşıyacak atları da yoktu. Adları yoktu, adlarını taşıyacak atları da. Elbette. Adı yoktu, adını taşıyacak atı da. Ünsüzlüğün tadını çıkarıyordu adsız şair.

KASIM-ARALIK.

Adsız Ozanlar Kenti

Oturmuşuz meyhaneye, sokağın kıyısına. Yağmurlar yağıyor yitik ömrümüze ve gözyaşımıza. Gecenin çisiltisi siniyor yağmurlu duldalıklara. Yağmurlar yağıyor, gecenin yağmuru, som düşlerimize.

OCAK-ŞUBAT.

Adsız Ozanlar Kenti

Hayat rutinden ibaret olsaydı çekilmezdi hiç. Rutine sırlanmış aykırı adacıklar olmasaydı… -Zamanın kıvrımlarına gizlenmiş boşluklar- Oysa: Bir oda, bir mutfak, bir banyo tuvalet; bakla sofa, nohut oda yeter bana. Mutsuzluğumla başım belada. Kimse anlamıyor beni. Atım topal. Yok hükmünde.

MART-NİSAN.

Adsız Ozanlar Kenti

Şu dostluk sofrasında üzüme döner insan, üzüm rakıya… Yol uzadıkça yoldan çıkar, söz kısaldıkça yola girer… Azı karar. Az konuşur bozkır insanı. Sözü tutumlu kullanır. Yapılacak işleri vardır. Vakti değerlidir. Hora geçer.

MAYIS-HAZİRAN.

Adsız Ozanlar Kenti

Mahcubiyeti seviyordu. Utangaç. Kızarışını yüzün… Ten güzel olsa ne olur, tin olmadıkça.

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Adsız Ozanlar Kenti

Bir devri saadettir ki şol sefahat deryalar gibi. Bir devri sefalettir ki şol sadakat köpekler gibi. Yaşamın tutsak alınmasından daha kötüdür yaşama tutsak olmak. Bütün zamanların yekpare öpüşmekten ibaret olduğu mevsim geride kalmıştı

EYLÜL-EKİM.

Adsız Ozanlar Kenti

-VII- Kurt’la Koç’u kardeşleyen gizem asude beyaz suda sırlanmıştır. Asude beyaz suyla yuyun onu, düşük volümle bir meyhanede…

KASIM-ARALIK.

Adsız Ozanlar Kenti

-Damarlarının mürekkebinden; Yeniden ve yeniden doğar şair.-

OCAK-ŞUBAT.

ADSIZ OZANLAR KENTİ

Dudaklarına gömülür kalır hasretim. Ömür boyu ah! Ömürler boyu. Zamana boyun eğmiş yitik vadiler, ah bir de senin vadilerin sevgilim, gövdenin vadileri, taptaze balkıyan. Pespembecik.

MART-NİSAN.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Bir şiir bazen birkaç saatte yazılır, bazen birkaç yıl sürer, bazense ömür yetmez. Aşka ömürler yetmez. Tekrar be tekrar gelmek isterim şu fani dünyaya, mecalim yetmez.

MAYIS-HAZİRAN.

ADSIZ OZANLAR KENTİ

Meyhanede inzivaya çekilmişti, gezgin ve münzevi. Münzeviyken gezgin, gezginken münzevi… Başka bir ülkenin tek tebaalı yurttaşı, şiir tanrısının torunu. ‘O’. Ora’dan. Ora’lı.

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Şiir başı yapar meyhanede şair. Şiirdaşlarıyla buluşur dizeleri. Yok; yok yere umutlanmayın; bir başına. Meyhaneden bir masada…

EYLÜL-EKİM.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Şaire, esin perisinin beklenmedik armağanıdır şiir. Bütün uzay zamana yayılır, kapsar, ses verir, ses alır, ki şiir. Şair hanesi tüm sözcükleri kapsar ve ötesini…

EYLÜL-EKİM.

VUSLAT

Güneş batmıştı. Yavaş yavaş evine yürüyordu. Bozkırın karanlık soğuğu kendini hissettiriyor, ayağının altında ezilen karların sesi kulaklarında yankılanıyordu. Dükkânı kapatmasına yakın gelen mal sahibiyle yaptığı tatsız konuşma canını sıkmıştı. Yandaki dükkanla beraber onun dükkanını da satışa çıkardığını söylemeye gelmişti adam. Kendi istekli değilmiş ama oğullarının ihtiyacı varmış. Evlat sıkıntıda olunca kabullenmiş o da. Utana sıkıla veriyordu haberi. 30 yıllık mal sahibi. Hiçbir sorun yaşamamışlardı. En sıkışık zamanında bile yardımcı olmuştu Orhan Amca’ya.

KASIM-ARALIK.

GÜZİDE BİR DİLEK

KIVILCIM METİN ……. Ev arkadaşınız cumartesi akşamı dışarıdaydı. Kapınız çalındı. Gelen arkadaşınızın babasıydı. Biraz sallanıyordu. Önceden tanıdığınız için onu düşünmeden içeri davet ettiniz. Gösterdiğiniz yere oturur oturmaz sizi hiç beklemediğiniz bir konuda ikna etmeye başladı. ……..

OCAK-ŞUBAT.

Sisler, martılar, vapurlar

Kadıköy İskelesindeydiler. Berrin Umut’un elini tutmuş, sisler arasından yavaş yavaş beliren vapur siluetine bakıyordu. Hava, kış mevsimine göre çok da soğuk sayılmazdı ama geceden çöken sis şehrin üzerine abanmış, bütün gün kalkmamıştı. Oysa Berrin, sabah sislerine alışıktı, hani öğlene doğru güneşin pırıl pırıl yüzünü göstereceğini müjdeleyen sabah sislerine.

OCAK-ŞUBAT.

KIVILCIM BİZDEN ÖYKÜSÜ SİZDEN

Genç kız bir süredir ailesiyle konuşmayı reddediyordu. Bir akşam kapandığı odasından çıkıp yemek için sofraya oturmuş herkese tek tek göz attıktan sonra sanki hiç biri orada yokmuş, tek başınaymış gibi konuşmaya başladı.

Copyrights © 2019 - 2021 Assos bilişim

Bulut yazar dergisi