”Yazı,evrene iz…”

KİTAPLIK

Mina Bulutlar Adası’nda

Bir varmış bir yokmuş. Mina adındaki küçük kız kalabalık ailesiyle bir çiftlikte yaşarmış. Nasıl olduysa görmeden üstüne bastığı garip şey, Mina’yı o kadar yükseğe fırlatmış ki, bir çocuk kitabında okuduğu ama inanamadığı o bulut dünyasında bulmuş kendini. Bir ev görmüş. Ev şeker, çörek ve kurabiyelerden yapılmış. Tam yemeğe başlayacakmış ki, annesinin; “Sakın sahibinden izinsiz kimsenin malına, eşyasına dokunma!” sözünü hatırlamış. Birden önüne sarı çizmeli, şık ceketli, papyonlu bir tilki atlamış. Tilki ormanda yaşayan hayvanlara hep zarar vermiş. Mina’yı da yemeyi planlıyormuş. Ve Mina orman canlılarını ve kendisini korumak için tilki ile mücadele etmeye başlamış. Birlikte verdikleri çaba sonucunda tilkiden kurtulmuşlar. Bir parti yapıp kutlamışlar. Bulut adasında eğlenceler devam etmiş. Mina yeni maceralarla yolculuğunu sürdürmekteymiş.

KİTAPLIK

KARAVANDA BAYRAM

Gülçin Göktay’ın üçüncü öykü kitabı Karavanda Bayram, Mythos Kitap tarafından yayımlandı. Yazar Gülçin Göktay’ın sıcacık kaleminden doğan “Karavanda Bayram”, içsel bir yolculuğa davet ediyor okurları.

MART-NİSAN.

Ş.Didem Keremoğlu ile Söyleşi, Dünya Kadınlar Günü Dosyası

Ş.Didem Keremoğlu ile Söyleşi, Dünya Kadınlar Günü Dosyası ve denemeler, öyküler, şiirler

MART-NİSAN.

EDİTÖRDEN

Türkiye’nin en önemli felsefecilerinden olan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, kadın haklarının Anayasal bir hak olduğunun altını çizer. Kadının hakkı aslında insan hakkıdır. İnsan olmaktan gelen hak. “Hak” en anlamlı sözcüklerden biridir.

MART-NİSAN.

Didem Keremoğlu’nun Biyoğrafisi

Ş. Didem Keremoğlu; 1962 yılında İstanbul'da doğdu. Üniversite eğitimini İngiltere’de tamamladı. Öykülerden oluşan ilk kitabı “yine hüzzam” 2019 , yılında“Evliliğim sadist bir monolog” 2021 yılında,

MART-NİSAN.

DİDEM KEREMOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Gülsüm Bülbül: İlk öykünüzden başlayarak sizi tanımak isteriz? Neler söylemek istersiniz bu konuda? Ş. Didem Keremoğlu: Öncelikle bu söyleşi için Bulut-Yazar Dergisi'ne ve üzerinde ince düşünülmüş sorular için de size teşekkür ediyorum Gülsüm Hanım. Okuma yazma bilmeden de yazıyordum, desem... Hayali geniş hatta yalancı bir çocuktum. O günden kurmacanın içindeymişim anlayacağınız. Elinden kitap düşmeyen bir anne ile baba, çocuk tiyatrolarına, sinema ve sıkıntıdan çatlasam da sık sık müzelere götürülmem, kütüphanelerde geçirtilen

MART-NİSAN.

HAK MI?

Mırıl mırıl çocuk sesi korosu. Çocuklardan birinin annesi; ‘sürekli çocuklarla berabersiniz bu gürültüye nasıl dayanıyorsunuz?’ ‘Gürültü değil ki, ahenkli müzik sesi bu, dünyanın bütün enstrümanlarının yer aldığı orkestra.’ O sırada hırçın bir ses ‘Haksızlık bu, sıra bendeydi.’ Başımı uzatıyorum, altı yaşında bir erkek çocuğu. Oyunda sırasını arkadaşı almış. Öğretmen hemen durumu fark edip, kuralları uygulayıp, haklı olanı öne alıyor.

MART-NİSAN.

OSMANLI’DA KADIN HAREKETİNİN ATEŞLEYİCİSİ: DERGİLER

Kadınlar hapsedildikleri karanlıktan kurtulmak için bir çığlık atmaya karar verdiklerinde; şu anda var olan kitle iletişim araçlarının, yazılı basın dışında hiçbirisi henüz keşfedilmemişti. 1869 yılının ağustos ayında Terakki Gazetesi devrim niteliğinde bir karar alıyor ve Terakki-i Muhaderat (Müslüman Kadının Yükselişi) adıyla kadınlara özgü bir ek yayınlıyordu.

MART-NİSAN.

ZÜHRE YILDIZILARIMIZ / KADINLARIMIZ

Kadının toplumdaki yeri resimlense; sonsuz tuvale, dünyanın bütün renklerine gereksinim olur. Bin kere ölür yeniden dirilir, küllerinden doğan Zümrüdü Anka kuşu, düşsel dünyanın somut yaratıklarıdır her biri… Acılarını içinde sağaltırken; paylaşımcı yapısıyla yaşamın tüm zamanlarına sevinç, umut, mutluluk tohumları ekmeyi görev bilir

MART-NİSAN.

Bir Tecavüz Olayında Toplumsal Baskı, Geleneksel Kültür ve Güç İlişkilerinin Panoraması/ Fatmagül’ün Suçu Ne?

Usta yazar Vedat Türkali'nin senaryo olarak yazdığı “Fatmagül'ün Suçu Ne?”, film ve televizyon dizisi olarak belleklerde yer almaktadır. Senaryoyu hikâyeleştiren ise, Sebahat Altıparmakoğlu’dur. Hikâye bir tecavüzü ve sonra yaşanan olayları anlatsa da ülkemizin kültürel yapısı ve güç ilişkilerinin bir aynasıdır.

MART-NİSAN.

TUNÇ ÇAĞI’NDAKİ KIRMIZI RUJ

Araştırmacılar, İran’ın Jiroft bölgesinde bulunan, küçük bir şişe koyu kırmızı macunun, muhtemelen eski bir ruj olduğunu söylüyor. Scientific Reports dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre ruj, MÖ 1936 ile 1687 yılları arasına tarihleniyor.

MART-NİSAN.

“Kırgın Öyküler, Kırık Öyküler ve Kırılgan Öyküler”

Kitap adını alan kırgınlık, kırıklık, kırılganlık hiç bitmeyen hep süregelen biz insanlara özgü duygulanımlardır. Bu duygular ki davranışlarımızı da yönlendirir iyi veya kötü. Değerli Eğitimci Yazar Nazmi Bayrı, bu kitaplarındaki öyküleriyle ezilmiş, dışlanmış, horlanmış, yok sayılmışlara tutar aynasını. Üçlemenin üçüncüsünü okuduğum, “Kırılgan Öyküler”

MART-NİSAN.

memleketin yarasına dokunan şair / Sami Aydoğan

Ruh açlığını doyurmak, tehlikeli sularda kulaç atmak, iyimserlik ışığına tutunarak yol almaktır şiirde yolculuk. Şair sözcüklerin anası, babası, yâreni, dostu, kaprisli sevgilisidir. Yazmak coşku işidir. Şair zamansızdır, zaman dilimi yoktur onun için. Tüm zamanlar şiiri için yaşam alanıdır. Sami Aydoğan bu yaşam alanını kısıtlamadan kullanmış şiirlerinde. Bu da şiire yaşamsallık, kalıcılık kimliği kazandırıyor.

MART-NİSAN.

GİZLİ VEJETARYEN NİHAT BEY

Gizli vejetaryen Nihat Bey’in hikâyesi gördüğü bir rüya ile bir gecede başladı. Bir gece rüyasında her tarafından kanlar akan onlarca koyun ve sığır Nihat Bey’e görünmüş ve “Yıllarca yemiş olduğun hamburgerler, köfteler, kıymalı pideler ve kıymalı makarnalar aslında bizim kollarımız ve bacaklarımızdı” diyerek kanlı bedenlerini Nihat Bey’e sürtünmeye çalışmışlardı.

MART-NİSAN.

GAZETECİ ÇOCUK

O acı günden sonra, zaman buldukça, özellikle de çarşamba günleri gelip burada kahvaltı yapıyorum. Bu sokakta bir çocuk öldürüldü. O günü unutmak istemiyorum,

MART-NİSAN.

MAVİŞ’İN ANNESİ

Bilgisayarımın başında birkaç sözcük daha ekleyebilir miyim yazıma ya da fazlalıkları çıkarabilir miyim diye düşünürken bir kahve molası verdiğinde eşime anlattıkları çarpıyor

MART-NİSAN.

MEHRİ HATUN

Çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği kadim kentimdeyim. Doğup büyüdüğüm sokaklarında dolaşıyorum, sabahtan beri. Nereye gideceğimi bilmiyorum. Pek çok evde konuklayabilirim. Ama hiçbir yere de gidemem. Bilemiyorum. Belleğim darmadağın. Karar vermeliyim. Gün uzun, havanın kararmasına daha var.

MART-NİSAN.

Yatağında

Delikanlının, her geçen gün mücadele gücü azalıyor ve ölüp kurtulmak istiyordu. En ufak bir hayal kırıklığıyla ölüm kararı almış olanlarla çalışmışlığım çok olmuştur.

MART-NİSAN.

1916

tabip yazısı ömrüm/ seçilmiyor yazgısı/… baba tarafından Erzincan- göçkünü ocağım; /savaştan/ 1916’da; evvel Amasya/ ertesi yıl, yol boyu/ Eymir Köyü/ Havza/

MART-NİSAN.

GÖRÜCÜYE ÇIKAN PORTAKAL

GÖRÜCÜYE ÇIKAN PORTAKAL parlak ışığın altında/ turuncu ve sabırlı/ görücüye çıkmış portakalın biri…

MART-NİSAN.

SUÇİSTAN

Suçistan da dört mevsim, Tarih düşecek notunu elbette, Güneşin tutsak, Ayın karanlığında, gölgelerin uzanıp, köşe başlarında,

MART-NİSAN.

KİM

Üşümüş ruhları kim ısıtır/ Çatlamış cam kalpleri kim onarır/ Dağılmış canları kim toplar/ Kırılmış hayalleri kim yapıştırır

MART-NİSAN.

YARPUZ TADINDAYDI

kuğu tüyü kadardı ağırlığın/ kollarımda yanıp sönüyordu yıldızlar/ sokak hafif karanlıktı gözlerin ışıldıyordu/ ışıldıyordu sevdaların gümüş yaprakları yüreğimde….

MART-NİSAN.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ

ortak roman yazım deneyimine katılır mısınız?

TEMMUZ-AĞUSTOS.

ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Benim okulum senin aşkın sevgilim, hayat bilgim. Ellerinden öpüyorum, parmak uçlarından, bileğinden, hem el hem ayak bileğinden. Kalbin kalbime sırdaş olsun, tenin tenime yoldaş…

EYLÜL-EKİM.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Şiirin etrafında dolanıyor bu gece sözcükler, şairin bahtı açık gibi, tavında dizeler. Rüyadan anımsananlardır şiir; hayal meyal/ ki; şairler uyanıkken düş görür.

KASIM-ARALIK.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Şairin Odası: Çok büyük bir oda… Giriş kapısının karşısındaki duvarın dibinde şairin yatağı ve hemen yanında aydınlık bir pencere.

Z.KUŞAĞI

Sevgili Atatürk,

Ben Bade. Yedi yaşındayım. Küçük yaşlarımdan beri seni tanıyorum. Seni çok seviyorum. Niye mi? Özgür bir çocuk olduğum için; Bir kız çocuğu olarak okula gidebildiğim için; Kendi dilimi konuşabildiğim için; Modern kıyafetler giyebildiğim

Z.KUŞAĞI

ANKARA DEYİNCE AKLA İLK GELEN

Ablam ve ağabeyim var benim. Üç kardeşiz. Çocuklarını büyütürken, Dünya adlı evimizde tüm insanlar birlikte yaşıyoruz, parmak izlerimiz gibi dilimiz, dinimiz, rengimiz, yaşantılarımız farklı olsa da hepimiz biriciğiz diyen anne babanın evlatlarıyız.

Z.KUŞAĞI

KAYIP -15 Yaşında Olmak-

Tam göğsünüzden vurulup, siz olamadığınız bir hayatı yaşamaya itildiğiniz, yolunuzu normal seyrinden saptıranlara ''dur'' diyemediğiniz, savunmasız dönem!

Z.KUŞAĞI

BİR PAZAR YALNIZLIĞI

Lisede iken yazmış o artık üniversiteli

Z.KUŞAĞI

EN ÇOK ÇOCUK SESİNİ SEVERİM

Zeynep Ela Demirel’in kitabı, okulunun düzenlediği etkinlikte daha önce okumadığı bir kitabın resimlerinden yola çıkarak kendi hikayesini yazmasıyla oluşmuş. Hikâyede arkadaşlığın, yardımlaşmanın, oyunun güzelliğini vurgulayan

Copyrights © 2019 - 2024 Assos bilişim

Bulut yazar dergisi