”Yazı,evrene iz…”

MAYIS-HAZİRAN.

CEMİL KAVUKÇU DOSYASI

Cemil Kavukçu Dosyası

EYLÜL-EKİM.

ETHEM BARAN DOSYASI

Ethem Baran Dosyası

TEMMUZ-AĞUSTOS.

ZERRİN TAŞPINAR VE MADIMAK DOSYASI

Zerrin Taşpınar ve Madımak

EYLÜL-EKİM.

ELÇİN POYRAZLAR VE POLİSİYE DOSYASI

Elçin Poyrazlar ve Polisiye Dosyası “Kadının Yazması Siyasi Bir Eylemdir” / Aslı Zorba .....................................................................................3 Deklanşöre ne zaman basacağını bilen yazar: Elçin Poyrazlar / Nilgün Çelik ...........................................5 Sızıntı / Betül İğdeli ............................................................................................................................................6 Polisiye Romanın Yeni Bir Alt Dalı: Domestic Noir ve Elçin Poyrazlar’ın “Mantolu Kadın”ı / Gülçin Manka ..................................................................................................................9 Polisiye mi? / Filiz Bilgin .................................................................................................................................11 Binbir Gece Masallarındaki Polisiye Ögeler / Ş. Nezih Kuleyin .................................................................14

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Söyleşi:Serdar Koç

kapak

TEMMUZ-AĞUSTOS.

EDİTÖRDEN…

Pandeminin son bulmadığı; “Aşı olun.” “Maske takın” çağrılarının çaresizce havada asılı kaldığı bir günden yazıyorum. Bilimin ilerleyişinin, cehalet karşısında çaresiz kalışını şaşkınlıkla izliyor; ateşinin düştüğü yeri yaktığı ölümleri, skor bekler gibi bekliyoruz her akşam.

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Röportaj

Ş.Nezih Kuleyin- Sevgili Bulut Yazar Dergisi okurları bu haftaki konuğumuz Serdar Koç, kendisiyle yaptığımız söyleşiden memnun kalmanız dileğiyle. Önce sevgili arkadaşımızın özgeçmişini vermek istiyoruz.

TEMMUZ-AĞUSTOS.

İHSAN RAİF HANIM

“Kimseye etmem şikayet ağlarım ben hâlime/ Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime/ Perdey-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime/ Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime”/

TEMMUZ-AĞUSTOS.

SARI VOSVOS

Nazım Hikmet sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? Diye sormuştu ya, eğer bunu bana sormuş olsaydı hemen yapabilirdim. Oturup Nebahat Ablamın ve sarı renkli vosvos arabasının resmini çiziktirmeye başlardım

TEMMUZ-AĞUSTOS.

GÖZBEBEĞİMDEKİ ŞEYTAN        

Başımdaki ağrıyla  doğruldum kanepede.

TEMMUZ-AĞUSTOS.

MİTCOİN

Gidecek başka yer olmadığı için mecburen gittiğimiz cafe’ye gürültüyle girdik. Köşe bir masada, etrafına heyecanla bir şeyler anlatan kıvırcık saçlıya doğru , onu susturacak şekilde seslendi Fevzi; “Naber Mitcoin!”

TEMMUZ-AĞUSTOS.

MEÇHUL

Yoğun ilaç kokusuyla gözlerini açıyor ama aniden suratına bir avuç kum atılmış gibi göz kapakları kilitleniyor. Işık parlak, yoğun ve akışkan. Başının hareketiyle birlikte, ensesinde ağrısına dayanılmaz bir yumru hissediyor, dokunmak için sağ eliyle davranıyor. Elini kaldırmasıyla gelen keskin acı...

TEMMUZ-AĞUSTOS.

BIÇAK SIRTI ÖYKÜLER (cimcik öyküler)

Yürek evi dört göz odadır. Dördüncü oda hep kilitlidir. Onu kırkıncı odada bekleyen sabır anahtarı açabilir ancak. Aşk kadar yakın, aşktan azade. Aşka mahkûm. Âşık. Meccani…

TEMMUZ-AĞUSTOS.

SOLUYAN

(şiirde buluşalım /öyküyü geçince ilk sola…

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Denizin Katli

Deniz vurulur, Ege’min orta yerinde, siyasi, kurban gider umut, cinayete,

TEMMUZ-AĞUSTOS.

KİMSENİN BİLMEDİĞİ O DENİZDE

Kimsenin bilmediği o denizde/ Üstelik deniz bile olmayanından işte/ Belki bulut, belki sis/ Belki hülya, belki düş

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Ahmakça...

Terkettim sevdaları birer birer... Kayan yıldız gibiydiler! Asırlar aldı gitmeleri ama; Sönüp gittiler...

TEMMUZ-AĞUSTOS.

YÜZLEŞME

 post modern yamyamlar/  kendilerini tanrı sanarak/  hesaplaşmayı yarına bırakmadılar

TEMMUZ-AĞUSTOS.

ölümle dans

yedi kere üflendi sur/ indi yedi melek yeryüzüne/ vuruldu yedinci mühür.

EYLÜL-EKİM.

Adsız Ozanlar Kenti

Adsız ve atsızdılar. Ünsüzdüler. Tabi ki ünsüzdüler, adsızdılar çünkü ve ünlerini taşıyacak atları da yoktu. Adları yoktu, adlarını taşıyacak atları da. Elbette. Adı yoktu, adını taşıyacak atı da. Ünsüzlüğün tadını çıkarıyordu adsız şair.

KASIM-ARALIK.

Adsız Ozanlar Kenti

Oturmuşuz meyhaneye, sokağın kıyısına. Yağmurlar yağıyor yitik ömrümüze ve gözyaşımıza. Gecenin çisiltisi siniyor yağmurlu duldalıklara. Yağmurlar yağıyor, gecenin yağmuru, som düşlerimize.

OCAK-ŞUBAT.

Adsız Ozanlar Kenti

Hayat rutinden ibaret olsaydı çekilmezdi hiç. Rutine sırlanmış aykırı adacıklar olmasaydı… -Zamanın kıvrımlarına gizlenmiş boşluklar- Oysa: Bir oda, bir mutfak, bir banyo tuvalet; bakla sofa, nohut oda yeter bana. Mutsuzluğumla başım belada. Kimse anlamıyor beni. Atım topal. Yok hükmünde.

MART-NİSAN.

Adsız Ozanlar Kenti

Şu dostluk sofrasında üzüme döner insan, üzüm rakıya… Yol uzadıkça yoldan çıkar, söz kısaldıkça yola girer… Azı karar. Az konuşur bozkır insanı. Sözü tutumlu kullanır. Yapılacak işleri vardır. Vakti değerlidir. Hora geçer.

MAYIS-HAZİRAN.

Adsız Ozanlar Kenti

Mahcubiyeti seviyordu. Utangaç. Kızarışını yüzün… Ten güzel olsa ne olur, tin olmadıkça.

TEMMUZ-AĞUSTOS.

Adsız Ozanlar Kenti

Bir devri saadettir ki şol sefahat deryalar gibi. Bir devri sefalettir ki şol sadakat köpekler gibi. Yaşamın tutsak alınmasından daha kötüdür yaşama tutsak olmak. Bütün zamanların yekpare öpüşmekten ibaret olduğu mevsim geride kalmıştı

EYLÜL-EKİM.

Adsız Ozanlar Kenti

-VII- Kurt’la Koç’u kardeşleyen gizem asude beyaz suda sırlanmıştır. Asude beyaz suyla yuyun onu, düşük volümle bir meyhanede…

KASIM-ARALIK.

Adsız Ozanlar Kenti

-Damarlarının mürekkebinden; Yeniden ve yeniden doğar şair.-

OCAK-ŞUBAT.

ADSIZ OZANLAR KENTİ

Dudaklarına gömülür kalır hasretim. Ömür boyu ah! Ömürler boyu. Zamana boyun eğmiş yitik vadiler, ah bir de senin vadilerin sevgilim, gövdenin vadileri, taptaze balkıyan. Pespembecik.

MART-NİSAN.

Esrik Roman ADSIZ OZANLAR KENTİ// Serdar Koç (M. LorisLemur M.)

Bir şiir bazen birkaç saatte yazılır, bazen birkaç yıl sürer, bazense ömür yetmez. Aşka ömürler yetmez. Tekrar be tekrar gelmek isterim şu fani dünyaya, mecalim yetmez.

MAYIS-HAZİRAN.

ADSIZ OZANLAR KENTİ

Meyhanede inzivaya çekilmişti, gezgin ve münzevi. Münzeviyken gezgin, gezginken münzevi… Başka bir ülkenin tek tebaalı yurttaşı, şiir tanrısının torunu. ‘O’. Ora’dan. Ora’lı.

EYLÜL-EKİM.

VUSLAT

Güneş batmıştı. Yavaş yavaş evine yürüyordu. Bozkırın karanlık soğuğu kendini hissettiriyor, ayağının altında ezilen karların sesi kulaklarında yankılanıyordu. Dükkânı kapatmasına yakın gelen mal sahibiyle yaptığı tatsız konuşma canını sıkmıştı. Yandaki dükkanla beraber onun dükkanını da satışa çıkardığını söylemeye gelmişti adam. Kendi istekli değilmiş ama oğullarının ihtiyacı varmış. Evlat sıkıntıda olunca kabullenmiş o da. Utana sıkıla veriyordu haberi. 30 yıllık mal sahibi. Hiçbir sorun yaşamamışlardı. En sıkışık zamanında bile yardımcı olmuştu Orhan Amca’ya.

KASIM-ARALIK.

GÜZİDE BİR DİLEK

KIVILCIM METİN ……. Ev arkadaşınız cumartesi akşamı dışarıdaydı. Kapınız çalındı. Gelen arkadaşınızın babasıydı. Biraz sallanıyordu. Önceden tanıdığınız için onu düşünmeden içeri davet ettiniz. Gösterdiğiniz yere oturur oturmaz sizi hiç beklemediğiniz bir konuda ikna etmeye başladı. ……..

OCAK-ŞUBAT.

Sisler, martılar, vapurlar

Kadıköy İskelesindeydiler. Berrin Umut’un elini tutmuş, sisler arasından yavaş yavaş beliren vapur siluetine bakıyordu. Hava, kış mevsimine göre çok da soğuk sayılmazdı ama geceden çöken sis şehrin üzerine abanmış, bütün gün kalkmamıştı. Oysa Berrin, sabah sislerine alışıktı, hani öğlene doğru güneşin pırıl pırıl yüzünü göstereceğini müjdeleyen sabah sislerine.

OCAK-ŞUBAT.

KIVILCIM BİZDEN ÖYKÜSÜ SİZDEN

Genç kız bir süredir ailesiyle konuşmayı reddediyordu. Bir akşam kapandığı odasından çıkıp yemek için sofraya oturmuş herkese tek tek göz attıktan sonra sanki hiç biri orada yokmuş, tek başınaymış gibi konuşmaya başladı.

Copyrights © 2019 - 2021 Assos bilişim

Bulut yazar dergisi